Aceleye gelmek
Çabuk yapıldığı için gereken özen gösterilmemiş olmak.
Çabuk davranmak, ivedilenmek, ivmek.
Çabuk yapıldığı için gereken özen gösterilmemiş olmak.
Deneyimsiz olmadığı halde dalgıya düşüp acemice davranmak.
Hem birinden yana hem de ona karşı olabilmek; aralarında sorun bulunan iki yanı da idare etmek; iki yanlı davranmak.
Yenilikleri ve olayları çabuk kavrayıp değerlendirebilen.
İş yaparken, bir yere giderken çok yavaş ve ağır davranmak.
Bütün önlemleri alarak davranmak.
Gizli bir amaçla bir işten yavaş davranmak, işi savsaklamak, yapmaya gönülsüz davranmak, işi yapmak için isteksizce davranma ve gereken sürede bitirmemek.
Söylemesi beklenen şeyi söylemekte nazlı davranmak.
Zarar gördüğü işlerden uslanıp akıllıca davranmak.
Baygınlıktan ayılmak, kendine gelmek.
"Çabuk koşun, nihayet kendine geliyor!"
Yetenekli, her şeyi çabuk öğrenen.
Hızlı davranmak, acele etmek.
"Elimizi çabuk tutup şu kömürü yağmura yakalanmadan taşıyalım."
Gözleri zekice, çabuk çabuk dönerek her tarafa bakmak.