Acele etmek
Çabuk davranmak, ivedilenmek, ivmek.
Söylemesi beklenen şeyi söylemekte nazlı davranmak.
Çabuk davranmak, ivedilenmek, ivmek.
Deneyimsiz olmadığı halde dalgıya düşüp acemice davranmak.
Hem birinden yana hem de ona karşı olabilmek; aralarında sorun bulunan iki yanı da idare etmek; iki yanlı davranmak.
Hiçbir şeyi saklamadan, açıkça.
Gerçeği söylemekten çekinmeyen, her şeyi açık açık söyleyen.
Gelir gideri karşılamamak. Gizlenmek istediği bir şeyi farkında olmadan belli etmek.
Bir şeyi yapmayı huy ve alışkanlık durumuna getirmek.
Gizli bir amaçla bir işten yavaş davranmak, işi savsaklamak, yapmaya gönülsüz davranmak, işi yapmak için isteksizce davranma ve gereken sürede bitirmemek.
Söylemek istemediği bir şeyi, boş bulunup söyleyivermek.
"Dikkatli ol, lafı ağzından kaçırıp da gideceğimiz yeri söyleme."
Söylemek istemediği şeyi farkında...
Acımasızca, tekmelerle kıyasıya dövmek.
Bir şeyi küçük görerek ondan faydalanma yoluna gitmemek, o şeyi tepmek.
"Önüne serilen bütün nimetleri ayağının altına...
Bir şeyi yapmayı düşünmek, olmasını istemek, o şeyi düşünür olmak.
"Ben de o işi yapmayı gönlümden geçirmiştim."
Söylemekte olduğu şeyi bitirmesine fırsat vermemek, engel olmak.