Acele etmek
Çabuk davranmak, ivedilenmek, ivmek.
Gözleri zekice, çabuk çabuk dönerek her tarafa bakmak.
Çabuk davranmak, ivedilenmek, ivmek.
Çabuk yapıldığı için gereken özen gösterilmemiş olmak.
Yenilikleri ve olayları çabuk kavrayıp değerlendirebilen.
Zarar gördüğü işlerden uslanıp akıllıca davranmak.
Baygınlıktan ayılmak, kendine gelmek.
"Çabuk koşun, nihayet kendine geliyor!"
Yetenekli, her şeyi çabuk öğrenen.
Az zamanda çok para kazanan ve işinde çok çabuk ilerleyenler için söylenir.
"Cenab-ı Hak bir kimseyi zengin etmek isterse ona, `yürü ya kulum` demesi yeter."
Gözleri olumsuz düşüncelerle dolu olarak bakmak.
Daha çok giyim için
"altı, üstüne; bir parçası öbür parçasına uymaz.
" anlamında kullanılır.
"Çabuk çıkar şu üzerindeki altı kaval üstü şeşhane elbiseyi, yoksa...
Neden bu kadar çabuk gitmek istiyorsun? Olur mu böyle?
Bir şey karşısında şaşırmak.
Sıkıntı meydana getiren bir durum karşısında bunalmak.
Dengesini yitirmek, gözleri kararmak; çevresi kararıyor, dönüyor, kayıyor...
Hemen her işte parmağı vardır.
Her işten anlar, her işe karışır ya da her işten anladığı izlenimi verir.
Olup bitenleri çabuk haber alan, hemen her şeyden haberi olan.
"Hasan mı, ne kulağı delik adamdır o, ne öğreneceksen ona sor."