Acele etmek
Çabuk davranmak, ivedilenmek, ivmek.
Zarar gördüğü işlerden uslanıp akıllıca davranmak.
Baygınlıktan ayılmak, kendine gelmek.
"Çabuk koşun, nihayet kendine geliyor!"
Çabuk davranmak, ivedilenmek, ivmek.
Bir kişi yetişip topluma yararlı duruma gelmek.
İşe yaramayan bir şey onarılıp işe yarar duruma gelmek.
Yetişip topluma yararlı duruma gelmek.
İşe yaramayan bir şey onarılıp işe yarar duruma gelmek.
Yetişip topluma yararlı bir kişi olması için uzun zaman gerek.
Gizli bir amaçla bir işten yavaş davranmak, işi savsaklamak, yapmaya gönülsüz davranmak, işi yapmak için isteksizce davranma ve gereken sürede bitirmemek.
Gereksiz yere kendine iş çıkarmak.
Bir işin kendine özgü bir düşünce ve tutuma göre yürütülmesini istemek.
Yürek çarpıntısı geçirmek.
Bir konuyu içinden kendi kendine tartışmak, evirip çevirip düşünmek.
Kötü bir iş yapmadığına inançlı, kendine güveni tam olmak.
Daha ucuza satılırsa zarar eder.
Daha aşağı bir durum ve yaşayışı kendine layık görmez.
Sarhoşluktan, bayıldıktan sonra ayılmak.
Aklı başına gelmek.
Bozuk olan durumu düzelmek.
"Oh, nihayet kendine geldi bizim adam!"
Aradığı bir yeri bulmak.
Yerine gelmek.
Kendine uygun durumu, mevkiyi bulmak.
"Yerini bulursam kızımı vermekte gecikmeyeceğim."
Çevresi ile ilişkilerini geliştirmeye başlamış olmak, dünyayı anlamaya başlamak.
İyiyi kötüyü, kendine yarayanı ayırt edici duruma gelmek.