Acele etmek
Çabuk davranmak, ivedilenmek, ivmek.
Deneyimsiz olmadığı halde dalgıya düşüp acemice davranmak.
Çabuk davranmak, ivedilenmek, ivmek.
Hem birinden yana hem de ona karşı olabilmek; aralarında sorun bulunan iki yanı da idare etmek; iki yanlı davranmak.
Bir kimseye, değeri olmadığı halde değer vermek
Değeri olmadı halde değer ve önem vermek.
İş yaparken, bir yere giderken çok yavaş ve ağır davranmak.
Bütün önlemleri alarak davranmak.
Gizli bir amaçla bir işten yavaş davranmak, işi savsaklamak, yapmaya gönülsüz davranmak, işi yapmak için isteksizce davranma ve gereken sürede bitirmemek.
Söylemesi beklenen şeyi söylemekte nazlı davranmak.
Çok genç ve deneyimsiz olmak.
Çok genç, toy ve tecrübesiz olmak.
"Şu ağzı süt kokan mı yarışacak benimle."
Zarar gördüğü işlerden uslanıp akıllıca davranmak.
Baygınlıktan ayılmak, kendine gelmek.
"Çabuk koşun, nihayet kendine geliyor!"
Kendi sermayesi olmadığı hâlde, birinden aldığını ötekine, ötekinden aldığını bir başkasına vererek işini yürütmek.
Birini, görevi olmayan, zorunlu olmadığı bir işte çalışmaya zorlamak, zorla çalıştırmak.