Açık sözlü
Gerçeği söylemekten çekinmeyen, her şeyi açık açık söyleyen.
Yetenekli, her şeyi çabuk öğrenen.
Gerçeği söylemekten çekinmeyen, her şeyi açık açık söyleyen.
Söylemek istemediği bir şeyi, boş bulunup söyleyivermek.
"Dikkatli ol, lafı ağzından kaçırıp da gideceğimiz yeri söyleme."
Söylemek istemediği şeyi farkında...
Sakıncalarını düşünmeden her şeyi söyler.
En doğruyu düşünür, her şeyi çok iyi bilir (geçinen).
Hatırlamak.
Kafasında bir düşünce doğmak.
"Aklına düşen her şeyi yapmak zorunda mısın?"
Her şeye kusur bulup hiçbir şeyi beğenmemek.
Hiçbir şeyi beğenmemek, her şeyin bir kusurunu bulmak.
Gördüğü her şeyi kendisine gerekli olmasa bile edinmek ister.
Önde görünmek, her şeyde söz sahibi olmak, her şeyi kendi düşüncesine uydurmak, hep dediğini yaptırmak çabası ve tutkusu.
"Benlik dâvası güden insanlar bir...
Bir kimsenin dedikodusunu yapmak, kötü tarafını her yerde söylemek.
Bir şeyi her fırsatta söyler olmak.
Gözleri zekice, çabuk çabuk dönerek her tarafa bakmak.
Hemen her işte parmağı vardır.
Her işten anlar, her işe karışır ya da her işten anladığı izlenimi verir.