Ağız tamburası çalmak
Sözle oyalamaya avutmaya çalışmak.
Soğuktam çenesi titreyerek dişlerini birbirine vurmak.
"Afyonu başına vurmak."
Sözle oyalamaya avutmaya çalışmak.
Soğuktam çenesi titreyerek dişlerini birbirine vurmak.
Başına dert açmak.
Mantıksız, ölçüsüz davranışlarda bulunmaktan kendini kurtararak akıllıca bir yola girmek.
"Aklını başına al, yoksa bu içki seni götürecek."
Yazgıyı, talihi bu türlü olmak; bu olayın başına gelmesini tanrının buyurmuş olduğuna inanmak.
Hızla vurmak.
Bulunduğu dereceden, mevkiden, önemli görevden daha aşağı bir yere inmek veya alınmak.
"Aklını başına toplamazsan adamı işte böyle attan indirip eşeğe...
Birilerinin kendisine karşı yapacakları muhtemel kötülüklere karşı uyanık davranmak, tedbirli olmak.
"Eğer ayağını denk almazsan o adamlar başına bir iş...
Neden sonra aklı başına gelmek, bir şeyin aslını anlamak, beklenen biçimde olmadığını kavramak.
"Toy olduğu için doğruyu göremiyor, onun da ayağı suya erecek...
Topluluktan ayrılıp kendi başına iş yapmak.
Musallat olmak, asılmak, direnerek bir şey istemek, istediğini yaptırmak için sürekli ısrar etmek.
"İnsanın başına balta olan kişileri sevmek mümkün değil."
Bir işi bitirmek, sona erdirmek, başarmak.
Bir kişiye aşırı ölçüde ilgi gösterip çok şımartmak.
"Ona biraz daha yüz verirsen başına çıkacak, söylediğini...
Yapılan iyiliği yüzüne vurarak birisini üzmek, incitmek.
"Üç kuruş verdi, üç gün geçmeden başına kaktı."