Ağız sulandırmak
İmrenmesine yol açmak, imrendirmek.
Başına dert açmak.
İmrenmesine yol açmak, imrendirmek.
Mantıksız, ölçüsüz davranışlarda bulunmaktan kendini kurtararak akıllıca bir yola girmek.
"Aklını başına al, yoksa bu içki seni götürecek."
Yazgıyı, talihi bu türlü olmak; bu olayın başına gelmesini tanrının buyurmuş olduğuna inanmak.
Girişilen bir işte başa dert olacak bir durumla, umulmayan bir tehlike ile karşılaşmak.
"Bana öyle geliyor ki bu işin altından Çapanoğlu çıkacak."
Tehlikeli kişiyi incitip kışkırtmak onun kendisine saldırmasına yol açmak.
Bulunduğu dereceden, mevkiden, önemli görevden daha aşağı bir yere inmek veya alınmak.
"Aklını başına toplamazsan adamı işte böyle attan indirip eşeğe...
Birilerinin kendisine karşı yapacakları muhtemel kötülüklere karşı uyanık davranmak, tedbirli olmak.
"Eğer ayağını denk almazsan o adamlar başına bir iş...
Verilen bir görevi ağırdan yapmak.
Bir yerden ayrılmak üzere bulunmak.
Ölmek üzere olmak.
Halk inanışına göre birinin gelmesi, ardından başkalarının da...
Neden sonra aklı başına gelmek, bir şeyin aslını anlamak, beklenen biçimde olmadığını kavramak.
"Toy olduğu için doğruyu göremiyor, onun da ayağı suya erecek...
Topluluktan ayrılıp kendi başına iş yapmak.
Uğraştırıcı ve üzücü bir işin çıkmasına yol açmak.
"Bırak o bıçağı elinden, hiç yoktan başına iş açacaksın."
Kavga çıkararak, önüne gelene çatarak ya da başka sebeplerle kendisi için tehlikeli bir durum oluşmasına yol açmak.
"Bırak sövmeyi, belâ mı arıyorsun başına?"