Aklı kesmek
Bir şeyin olabileceğine, bir şeyi yapabileceğine inanmak.
"Seninle bu işi başarabileceğime pek de aklım kesmiyor."
Yazgıyı, talihi bu türlü olmak; bu olayın başına gelmesini tanrının buyurmuş olduğuna inanmak.
Bir şeyin olabileceğine, bir şeyi yapabileceğine inanmak.
"Seninle bu işi başarabileceğime pek de aklım kesmiyor."
Mantıksız, ölçüsüz davranışlarda bulunmaktan kendini kurtararak akıllıca bir yola girmek.
"Aklını başına al, yoksa bu içki seni götürecek."
Belli değil, Cenab-ı Hak`tan başka kimse bilmez.
"Allah bilir bu sırrın iç yüzünü."
Bana öyle geliyor ki.
"Allah bilir esrar da alıyordur bu çocuk."
İltifat etmek, okşamak, övmek, birisini bu yolları kullanarak bir işe sevk etmek.
"Arkasını sıvayarak yaptırıyorum her işi bu çocuğa."
Size güzel bir şey sunamıyorum; ama elimden ancak bu kadarı geliyor.
Bu işi yarım yamalak yapıyorum; ama elimden ancak bu kadarı geliyor.
Gösterilen bu yakınlığın, bu iltifatın (görünürde yok ama) gizli bir nedeni olacak.
Falanca, bu sıkıntıya nasıl dayanıyorsa sen de dayanmalısın.
Falancaya bu denli zor bir iş yaptırmak acımasızlıktır.
Aradan epeyce bir zaman geçtikten sonra.
"Gel zaman git zaman bu ikisi beraberce yaptılar bu evi."
"Bu kadar kusuruna, bu yeteneksizliğine rağmen bir de övünüyor, üstünlük taslıyor" anlamında kullanılır.
Yönetmek, çekip çevirmek.
Tutumlu olmak, kullanmak.
Elvermek, yetmek, yetişmek, korumak, kurtarmak.
Hoş görmek, göz yummak.
Örtbas etmek.
"Bu ayakkabıyı bu...
"O sözlerine kanmıyorum, önem vermiyorum" anlamında kullanılır.
"Geç babam, geç bu sözleri, karnımız tok bu sözlere, paradan söz et sen, verecek misin,...
Güç bir duruma düşürerek telâşlandırmak, bu telâşla kaçmasına sebep olmak.
"El oğlu bu, adama pabucunu ters giydirir, tetikte olmalı insan."