Ağız tamburası çalmak
Sözle oyalamaya avutmaya çalışmak.
Soğuktam çenesi titreyerek dişlerini birbirine vurmak.
Hızla vurmak.
Sözle oyalamaya avutmaya çalışmak.
Soğuktam çenesi titreyerek dişlerini birbirine vurmak.
"Afyonu başına vurmak."
Çok hızlı, izlenmesi olanaksız denebilecek ve insanı şaşırtacak bir hızla.
Bir davranışla iki veya birden çok yararlı sonuç elde etmek, bir girişimle iki iş yapmak.
"Anladım amacını, bir taşla iki kuş vurmak."
En etkileyici, en can alıcı yönden saldırmak; bir daha yaşama imkânı kalmayacak şekilde vurmak.
"Onları can evinden vurmalıyız ki bir daha bellerini...
At, katır, eşek, bir kimseyi ya da bir şeyi vurmak için arka ayaklarını birdenbire geriye savurmak.
Aşağısanan kişi, umulmadık zamanda birini sert davranışıyla...
Son hızla (süvari ve at arabası için).
Önüne geçilemeyecek biçimde, çok fazla olarak.
"Kinlerimizi dolu dizgin salıverdik düşmanın üstüne."
Kendisinden büyüğe vurmak için elini kaldırmak.
Bir şey söylemek istediğini, oy verdiğini elini kaldırarak belirtmek.
"Sen ne cüretle babana el kaldırırsın!"
Çok az, az bir fark (kalmak).
"Araba o hızla virajı alamadı, uçuruma yuvarlanmasına kıl payı kalmıştı."
Zincire vurmak, ayağına pranga bağlamak.
"Prangaya vurulu olarak yıllarca kaldı o hapishanede."
Ansızın el içi ile vurmak.
Haksız olarak kazanç elde etmek, vurgun vurmak.