Arının yuvasına (inine) çöp dürtmek
Tehlikeli kişiyi incitip kışkırtmak onun kendisine saldırmasına yol açmak.
Birini utandırıp yüzünün kızarmasına yol açmak.
"Onun utanacağı sözleri söyleyip de yüzünü kızartmadan duramaz mısın sen?"
Tehlikeli kişiyi incitip kışkırtmak onun kendisine saldırmasına yol açmak.
Söz ve davranışlarıyla kavgaya, kargaşaya yol açmak.
Dilenmek.
"Onun bu işe çanak tutmasına fırsat vermeyeceğim."
Birini kızdırıp sinirlendirmek.
Boğazı yakıp kaşındırarak öksürmeye yol açmak.
"Gıcık veren bu tatlıyı yiyemiyorum."
Bir söz, bir davranış bir kimsenin onuruna dokunmak, o kimseye ağır gelmek.
"Doğrusu onun bu sözleri gücüme gitti, çünkü hak etmedim o sözleri."
Günah işlemesine yol açmak, dinin buyrukları dışına çıkmasına zemin hazırlamak.
"Kes sesini de bizi günaha sokma."
Ölüme yol açmak, yaralanıp ölmek veya birini yaralayıp öldürmek.
Birini tahrik etmek, incitip saldırmasına yol açmak.
Anlaşmazlığa yol açacak işler yapmak, kavgaya yol açmak.
Birini işten çıkarmak, yol vermek, yanından uzaklaştırmak.
"Demek bize de sepet havası çalacakmış, görürüz bakalım!"
Bir şeyin yüzünde, özellikle de vücudun bir yerinde yara oluşmasına sebep olmak.
Büyük dert, acı, üzüntü vermek.
"Onun sözleri içimde bir yara açtı."
Yeni bir yol yapmak.
Herhangi bir sebepten ötürü kapanmış yolu açmak, geçilir duruma getirmek.
Birinin geçmesi için kenara çekilip geçme önceliği tanımak.
Bir...
İşlediği bir suçu ya da kabahati birinin açıkça yüzüne söyleyip onun utanmasına yol açmak.
"Suçunu sakın yüzüne vurup da utandırma onu."