Ağız sulandırmak
İmrenmesine yol açmak, imrendirmek.
Tehlikeli kişiyi incitip kışkırtmak onun kendisine saldırmasına yol açmak.
İmrenmesine yol açmak, imrendirmek.
Ödevini yapamadığından kendisine karşı sorumlu olan kimseden öbür dünyada hesap sormak.
Haksızlığa uğrayışını bu dünyada önleyip hakkını alamayanın, öte...
Kendisine inanan, güvenen bir kimseye gizlice kötülük etmek.
"Onun beni arkamdan vuracağı hiç aklıma gelmezdi."
Kavga çıkararak, önüne gelene çatarak ya da başka sebeplerle kendisi için tehlikeli bir durum oluşmasına yol açmak.
"Bırak sövmeyi, belâ mı arıyorsun başına?"
Kavga ederek ya da başka davranışlarıyla kendisi için tehlikeli olacak bir durum meydana gelmesine yol açmak.
"Bela aramak."
Söz ve davranışlarıyla kavgaya, kargaşaya yol açmak.
Dilenmek.
"Onun bu işe çanak tutmasına fırsat vermeyeceğim."
Yol üstündeki dostuna uğramadan geçmek.
İlişki kurması gereken kişiyi atlayıp onun üstündeki kişiye başvurmak.
Birini tahrik etmek, incitip saldırmasına yol açmak.
Anlaşmazlığa yol açacak işler yapmak, kavgaya yol açmak.
Yeni bir yol yapmak.
Herhangi bir sebepten ötürü kapanmış yolu açmak, geçilir duruma getirmek.
Birinin geçmesi için kenara çekilip geçme önceliği tanımak.
Bir...
İşlediği bir suçu ya da kabahati birinin açıkça yüzüne söyleyip onun utanmasına yol açmak.
"Suçunu sakın yüzüne vurup da utandırma onu."
Birini utandırıp yüzünün kızarmasına yol açmak.
"Onun utanacağı sözleri söyleyip de yüzünü kızartmadan duramaz mısın sen?"