Ağız sulandırmak
İmrenmesine yol açmak, imrendirmek.
Birini tahrik etmek, incitip saldırmasına yol açmak.
İmrenmesine yol açmak, imrendirmek.
Çeşitli yollara başvurarak birini bir şeye razı etmek; veya kandırmak.
"Ağzından girip burnundan çıktı ve ondan para koparmayı başardı."
Ne yapıp yaparak bir...
Tehlikeli kişiyi incitip kışkırtmak onun kendisine saldırmasına yol açmak.
Birini kızdırıp sinirlendirmek.
Boğazı yakıp kaşındırarak öksürmeye yol açmak.
"Gıcık veren bu tatlıyı yiyemiyorum."
Başkalarını aşırı söz ve davranışlarıyla tedirgin etmek.
Kıskançlığa, çekememezliğe yol açmak.
"Her davranışınla gözüme batıyorsun. Kendine bir çeki düzen ver."
Ölüme yol açmak, yaralanıp ölmek veya birini yaralayıp öldürmek.
Anlaşmazlığa yol açacak işler yapmak, kavgaya yol açmak.
Ortalığı altüst etmek, karışıklığa yol açmak, gürültü patırtı çıkarmak.
Çok fazla toz kaldırarak koşmak veya kaçmak.
"Başıboş sığırlar tozu dumana katarak...
Yeni bir yol yapmak.
Herhangi bir sebepten ötürü kapanmış yolu açmak, geçilir duruma getirmek.
Birinin geçmesi için kenara çekilip geçme önceliği tanımak.
Bir...
Rehberlik etmek, yolu bilmeyene tarif etmek, nasıl gidileceğini anlatmak.
Nasıl davranılacağını, ne yapılacağını öğretmek.
"Benim elimden bir şey gelmez,...
Birinin eşinden ayrılmasına yol açmak.
Bir kimse eşinden ayrılarak aile düzenini bozmak, yok etmek.
"Zorla kadıncağızın yuvasını yıktılar, lânet olsun onlara."
Birini utandırıp yüzünün kızarmasına yol açmak.
"Onun utanacağı sözleri söyleyip de yüzünü kızartmadan duramaz mısın sen?"