Afaroz etmek
Yakını olmaktan çıkarmak, ilgiyi kesip uzaklaştırmak.
Birini işten çıkarmak, yol vermek, yanından uzaklaştırmak.
"Demek bize de sepet havası çalacakmış, görürüz bakalım!"
Yakını olmaktan çıkarmak, ilgiyi kesip uzaklaştırmak.
Kendi keyfine dalmış olan birini, sinirlendirici davranışlarla çileden çıkarmak
Sert söz ve davranışlarla karşılık vererek bir kimseyi yaptığına pişman etmek.
"Demek öyle, ben de senin ağzının payını vermezsem bana da Hasan demesinler!"
Herhangi bir konuda yol gösterip tavsiyede bulunmak, bilgi vermek.
"Sana akıl verecek bir adam da mı bulamadın?"
Birini bulunduğu yerden, mevkiden indirmek.
"Ya, gördün mü, demek ki el oğlu adamı al aşağı ediyormuş bir çırpıda!"
Hile, kötü bilmeyen; hak yol üzerinde olan, Allah`a ibadette kus dini bütün kimse.
"Allah adamı olmalısın dünya da, hem de ahrette iyilik görebilesin."
Birbirimizden ayrılmayacağız, işler iyi de gitse, kötü de gitse hep birlikte yapacağız, beraberliği bozmayacağız.
"Bu toprağı yalnız ben mi atacağım, hayır...
Öteki işler arasında bir işi de yapıvermek.
Yapılmakta olan işler arasından işi de yapıvermek.
Herhangi bir işten, işin olmasını sağlayana yüzde vermek.
Bir yolunu bularak birini bulunduğu işten, mevkiden uzaklaştırmak.
"Adamcağızın hiç suçu yokken ayağını kaydırdılar, şimdi aç susuz dolaşıyor."
Yaşayışını inandığı, doğru bildiği bir düzende sürdürmek.
"Sen de kendine özgü bir yol tuttun demek!"
Birini utandırıp yüzünün kızarmasına yol açmak.
"Onun utanacağı sözleri söyleyip de yüzünü kızartmadan duramaz mısın sen?"