Ağız sulandırmak
İmrenmesine yol açmak, imrendirmek.
Anlaşmazlığa yol açacak işler yapmak, kavgaya yol açmak.
İmrenmesine yol açmak, imrendirmek.
Tehlikeli kişiyi incitip kışkırtmak onun kendisine saldırmasına yol açmak.
Verilen bir görevi ağırdan yapmak.
Bir yerden ayrılmak üzere bulunmak.
Ölmek üzere olmak.
Halk inanışına göre birinin gelmesi, ardından başkalarının da...
İçine işlemek, pek dokunmak, dertli olmasına yol açmak.
"Yurdundan kovulması, şairin bağrını deldi."
Uğraştırıcı ve üzücü bir işin çıkmasına yol açmak.
"Bırak o bıçağı elinden, hiç yoktan başına iş açacaksın."
Bir kimsenin büyük zarar görmesine ya da ölmesine yol açmak.
"Ruhsuz herifler adamın başını yemek için yarışa giriştiler."
Sofrada en önemli yemek.
Birinin ölümüne sebep olmak.
Birinin herhangi bir işte güç durumda kalmasına yol açmak.
"Adamın başını sebepsiz yere yediler, şimdi...
Kavga çıkararak, önüne gelene çatarak ya da başka sebeplerle kendisi için tehlikeli bir durum oluşmasına yol açmak.
"Bırak sövmeyi, belâ mı arıyorsun başına?"
Söz ve davranışlarıyla kavgaya, kargaşaya yol açmak.
Dilenmek.
"Onun bu işe çanak tutmasına fırsat vermeyeceğim."
Cenab-ı Allah`ın insanlara kitapları ve peygamberleri ile bildirdiği, dünya hayatında tutmaları gereken yol, yaşama düzeni, doğru ve haklı yol.
Yeni bir yol yapmak.
Herhangi bir sebepten ötürü kapanmış yolu açmak, geçilir duruma getirmek.
Birinin geçmesi için kenara çekilip geçme önceliği tanımak.
Bir...
Çıkılan yolda ilerlemek.
"Bir saatte epey yol alırız..
Mesleğinde ilerlemek.
"Kaynakçılığa başlayalı çok olmadı ama oldukça yol aldı."