Ağız sulandırmak
İmrenmesine yol açmak, imrendirmek.
Birini kızdırıp sinirlendirmek.
Boğazı yakıp kaşındırarak öksürmeye yol açmak.
"Gıcık veren bu tatlıyı yiyemiyorum."
İmrenmesine yol açmak, imrendirmek.
Belli değil, Cenab-ı Hak`tan başka kimse bilmez.
"Allah bilir bu sırrın iç yüzünü."
Bana öyle geliyor ki.
"Allah bilir esrar da alıyordur bu çocuk."
Size güzel bir şey sunamıyorum; ama elimden ancak bu kadarı geliyor.
Bu işi yarım yamalak yapıyorum; ama elimden ancak bu kadarı geliyor.
Bir yığın gereksiz sözlerle bir kimseyi sıkıp yormak.
Bir iş, bir kimseyi rahatsız edip uğraştırmak.
Gereksiz sözlerle birini bunaltmak.
Bir iş için birini...
Söz ve davranışlarıyla kavgaya, kargaşaya yol açmak.
Dilenmek.
"Onun bu işe çanak tutmasına fırsat vermeyeceğim."
Ölüme yol açmak, yaralanıp ölmek veya birini yaralayıp öldürmek.
Birini tahrik etmek, incitip saldırmasına yol açmak.
Anlaşmazlığa yol açacak işler yapmak, kavgaya yol açmak.
Kolay elde edilememek; para, özveri ve emek gerektirmek; zarara ve sıkıntıya yol açmak.
"Bu ev size pahalıya mal olsa gerek."
Kimi davranışlarıyla pek çok kimseyi kızdırarak eleştirilere, saldırılara yol açmak.
"Bu hareketlerinle şimşekleri üzerine çekiyor, hepimizi tehlikeye...
Yeni bir yol yapmak.
Herhangi bir sebepten ötürü kapanmış yolu açmak, geçilir duruma getirmek.
Birinin geçmesi için kenara çekilip geçme önceliği tanımak.
Bir...
Birini utandırıp yüzünün kızarmasına yol açmak.
"Onun utanacağı sözleri söyleyip de yüzünü kızartmadan duramaz mısın sen?"