Açılıp saçılmak
Uygun giyinmekle birlikte farkında değilmişçesine açılmak.
Hepsi, parçalarıyla birlikte.
Uygun giyinmekle birlikte farkında değilmişçesine açılmak.
Hepsi bir ayarda. Hiçbiri işe yaramaz.
Yaptığın iyilikten vazgeçmek gereğini duyuyorum, teşekkürlerimle birlikte.
Bir aileden olan kişilerin hepsi, soyu sopu.
Birbirimizden ayrılmayacağız, işler iyi de gitse, kötü de gitse hep birlikte yapacağız, beraberliği bozmayacağız.
"Bu toprağı yalnız ben mi atacağım, hayır...
Başkasıyla birlikte olmayarak.
Birbirine denk, eşit olmak; birlikte olmak.
"Takımlar başa baş bir mücadele verdiler."
Bir şey konuşmak, ya da birlikte bir iş yapmak için başkalarını etrafına toplamak.
Tamamıyla, hepsi, bütünüyle.
"Evi baştan aşağı boyadılar."
Hepsi ayakta büyük bir insan kalabalığı.
Hepsi seslerini, sözlerini birleştirerek, hep birden.
Mızıkçılık etmek, birlikte yapılması gereken işten tek taraflı vazgeçmek.
"Oyunbozanlık etme de gel birlikte eğlenelim."