Açılıp saçılmak
Uygun giyinmekle birlikte farkında değilmişçesine açılmak.
Mızıkçılık etmek, birlikte yapılması gereken işten tek taraflı vazgeçmek.
"Oyunbozanlık etme de gel birlikte eğlenelim."
Uygun giyinmekle birlikte farkında değilmişçesine açılmak.
Gizli bir amaçla bir işten yavaş davranmak, işi savsaklamak, yapmaya gönülsüz davranmak, işi yapmak için isteksizce davranma ve gereken sürede bitirmemek.
Yaptığı işten yararlandığı için hep aynı işi yapıp aynı sonucu elde etmek istemek.
Yaptığın iyilikten vazgeçmek gereğini duyuyorum, teşekkürlerimle birlikte.
Birbirimizden ayrılmayacağız, işler iyi de gitse, kötü de gitse hep birlikte yapacağız, beraberliği bozmayacağız.
"Bu toprağı yalnız ben mi atacağım, hayır...
Ölmüş olan babanın ruhunu şad etmek için (bana şu iyiliği yap).
Birinden bir iyilik yapılması istenirken
"bu iyiliği, ölmüş olan babanın ruhunu hoşnut etmek...
Daha iyisini elde etmek uğruna çalışırken elindekilerini de yitirmek.
"Gel şu işten vazgeç, Dimyat`a pirince giderken evdeki bulgurdan da olma."
Yakın arkadaşlık etmek.
Yasa ve gelenek dışı kadın ve erkekle birlikte yaşamak veya sık sık bir araya gelmek.
"Seni bu hâle getirenler düşüp kalktığın...
Kişinin içini kemiren, onu tedirgin eden kuşku.
"Onu arkadaşlarıyla birlikte gönderdim ama yine de içimi bir şüphe kurdu kemirip duruyor."
Kendinden üstün bir güç karşısında yenilgiyi kabul etmek, mücadeleden vazgeçmek.
Kendini teslim etmek, birtakım ellere bırakmak.
"Teslim olursan kılına...
Nazlanmak, sözünde direnmek.
Sözü uzatmak, tartışmayı sürdürmek.
Aşırı gitmek.
"Haydi uzun etme de gel benimle!"
Sızlanıp şikâyet etmek, derdini döküp durmak.
"Çoluk çocuk açtı, kimse yardım elini de uzatmıyordu, birine de yanıp yakılmayı bir türlü kendine yediremiyordu."