Adı çıkmak dokuza, inmez sekize
Bir kimsenin adı bir kez iyi ya da bir kez kötü tanındıktan sonra, bu genel kanı kolay kolay değişmez, kişi bir konu ünlendi mi o ün sürüp gider.
Birbirimizden ayrılmayacağız, işler iyi de gitse, kötü de gitse hep birlikte yapacağız, beraberliği bozmayacağız.
"Bu toprağı yalnız ben mi atacağım, hayır arkadaşlar; haydi anca beraber, kanca beraber."
Bir kimsenin adı bir kez iyi ya da bir kez kötü tanındıktan sonra, bu genel kanı kolay kolay değişmez, kişi bir konu ünlendi mi o ün sürüp gider.
Öteki işler arasında bir işi de yapıvermek.
Yapılmakta olan işler arasından işi de yapıvermek.
Durum kötü. Düzelmez de. Bıraktım ipin ucunu.
"İşlerin kötü gittiğine, düzelmeyeceğine, bu konuda da umut kalmadığına göre artık istenildiği gibi...
Falanca, bu sıkıntıya nasıl dayanıyorsa sen de dayanmalısın.
Falancaya bu denli zor bir iş yaptırmak acımasızlıktır.
O güzel şeyin yabancısı değilim. Benzerlerini ben de kullandım.
Bu konuda benim de kendi çapımda bilgim, tecrübem vardır.
Her işe uyar, her işe yarar, ince işler için de kaba işler için de kullanılabilir.
Düzenlemek, tertiplemek, iyi işler bir duruma getirmek.
"Hele şu işleri bir hâle yola koyalım, o zaman tatilini de düşünürüz."
"Bu kadar kusuruna, bu yeteneksizliğine rağmen bir de övünüyor, üstünlük taslıyor" anlamında kullanılır.
Kovmak, dışarı atmak.
"Ben de bu evin insanıyım, beni kapı dışarı edemezsiniz!"
Yalnız iyi günlerde değil sıkıntılı, üzücü, düşkünlük günlerinde de insanın yardımına koşan, dostunu yalnız bırakmayan kimse.
Ortaya çıkan fırsattan yararlanıp başkalarını düşünmeyerek hep kendi çıkarını sağlayacak yönde hareket etmek.
"Hep kendine yontma, biraz da bizi düşün, biz de...
Hesap sormak ya da bir şey istemek için tutup bırakmamak.
"Beni de götüreceksin diye yakama yapıştı, ben de getirmek zorunda kaldım."