Ağzı havada
Hep yüksek şeylerden dem vuran.
Hepsi seslerini, sözlerini birleştirerek, hep birden.
Hep yüksek şeylerden dem vuran.
Hep kötü haberler veren.
Yaptığı işten yararlandığı için hep aynı işi yapıp aynı sonucu elde etmek istemek.
Sözlerini tartmadan, düşünmeden, öfke içinde, nere varacağını hesaplamadan konuşmak.
"İyice çıldırmış olmalısın. Çünkü ağzından çıkanı kulağın duymuyor."
Hep onun sözünü etmek.
Dünya işlerinden el çekip hep ibadetle vakit geçiren kişi.
Daha önce düşünmemiş olduğu şeyi birden yapmaya karar vermek.
"Birden aklına esti, kalkıp sahile indi."
Hepsi bir ayarda. Hiçbiri işe yaramaz.
Bir aileden olan kişilerin hepsi, soyu sopu.
Birbirimizden ayrılmayacağız, işler iyi de gitse, kötü de gitse hep birlikte yapacağız, beraberliği bozmayacağız.
"Bu toprağı yalnız ben mi atacağım, hayır...
Topluca, hep birden.
"Halamlara cümbür cemaat gitmeye karar verdik."
Ortaya çıkan fırsattan yararlanıp başkalarını düşünmeyerek hep kendi çıkarını sağlayacak yönde hareket etmek.
"Hep kendine yontma, biraz da bizi düşün, biz de...