Açılıp saçılmak
Uygun giyinmekle birlikte farkında değilmişçesine açılmak.
Başkasıyla birlikte olmayarak.
Uygun giyinmekle birlikte farkında değilmişçesine açılmak.
Pek yavaş olarak ve düzgün olmayarak.
Yaptığın iyilikten vazgeçmek gereğini duyuyorum, teşekkürlerimle birlikte.
Birbirimizden ayrılmayacağız, işler iyi de gitse, kötü de gitse hep birlikte yapacağız, beraberliği bozmayacağız.
"Bu toprağı yalnız ben mi atacağım, hayır...
Farkında olmayarak karşısındakine dokunacak söz söylemek.
Bilmeyerek karşısındakini kıracak söz söylemek, pot kırmak.
"Baltayı taşa vurunca öyle utandı ki...
Birbirine denk, eşit olmak; birlikte olmak.
"Takımlar başa baş bir mücadele verdiler."
Bir şey konuşmak, ya da birlikte bir iş yapmak için başkalarını etrafına toplamak.
Birlikte, toplu olarak.
Karı ve koca birlikte uzun bir ömür sürmek.
"Bir yastıkta kocarsınız inşallah."
Yalnızlıktan kurtulmak için birlikte yaşanılan kimse.
"Her insanın bir can yoldaşına ihtiyacı vardır."
Bir kimseyi suçu işlerken şahitlerle birlikte yakalamak.
Mızıkçılık etmek, birlikte yapılması gereken işten tek taraflı vazgeçmek.
"Oyunbozanlık etme de gel birlikte eğlenelim."