Açılıp saçılmak
Uygun giyinmekle birlikte farkında değilmişçesine açılmak.
Yaptığın iyilikten vazgeçmek gereğini duyuyorum, teşekkürlerimle birlikte.
Uygun giyinmekle birlikte farkında değilmişçesine açılmak.
Akıllı, dengeli ve ölçülü bir kişinin yapacağı iş olmamak.
"Akıl kârımı şimdi senin yaptığın bu iş?"
Söz verdiğim işi yapmaktan vazgeçmek zorunda kalıyorum.
Bu yaptığın (yaptığı) akılsızca bir iş.
Birbirimizden ayrılmayacağız, işler iyi de gitse, kötü de gitse hep birlikte yapacağız, beraberliği bozmayacağız.
"Bu toprağı yalnız ben mi atacağım, hayır...
Bir işin tehlikesini görüp sağlayacağı yarardan vazgeçmek.
Olanca gücüyle bağırmak; sesi yettiği kadar, var gücüyle bağırmak.
"Tamam duyuyorum, öyle avaz avaz bağırma!".
Böyle şeyleri ortaya koymak size karşı saygısızlık olacak ama, söylemek zorunluluğu duyuyorum, özür dilerim.
Bir şeyi kendinden geçercesine beğenmek, sevmek.
Başkasıyla birlikte olmayarak.
Yaptığın iş, söylediğin söz çok yerinde. Ben de öyle düşünüyordum.
"Yaptığın iş, söylediğin söz çok yerinde; Allah senden razı olsun" anlamında hoşnutluk,...
Birbirine denk, eşit olmak; birlikte olmak.
"Takımlar başa baş bir mücadele verdiler."
Mızıkçılık etmek, birlikte yapılması gereken işten tek taraflı vazgeçmek.
"Oyunbozanlık etme de gel birlikte eğlenelim."