Abur cubur
Besin değeri, tadı vb.düşünülmeksizin, zamanlı zamansız ve rasgele yenilen şeyler.
Değeri olmadı halde değer ve önem vermek.
Besin değeri, tadı vb.düşünülmeksizin, zamanlı zamansız ve rasgele yenilen şeyler.
Bir kimseye, değeri olmadığı halde değer vermek
Daha önce toplumda önemli bir yeri yokken artık kendisine değer ve önem verilir bir kişi olmak.
İnanç ve ibadette birbirlerinden ayrılmayan ve bu kardeşliği ahirette de sürdüreceklerini düşünen kadınlar.
Dünya ve ahiret işlerinde birbirlerinden ayrılmayan...
Kişiyi kendi görüş ve düşüncelerinden ayırıp başka bir görüş ve düşünceyi benimser duruma getirmek.
Bir insanı, kendine özgü düşünce ve dünya görüşüne...
Önem ve değer vermemek, küçümsemek, beğenmemek.
"Önüne konan yemeklere burun kıvırıp sofradan kalktı."
Önem ve değer verdiği, beğendiği bir şeye zarar gelecek diye çok korkmak, kaygılanmak.
"Araba çizilecek diye canı gidiyor."
Kişilerin ses ve davranışlarını o anda ve doğrudan doğruya veren radyo ve televizyon yayını.
"Parti temsilcileri bu akşam televizyonda canlı yayında...
Peygamberlerden Hz. Eyyub` un başına gelen hastalığa sabredip, bundan dolayı şikâyet etmemesi; güçlük ve üzüntülere, hastalığa karşı sabretmesinden hareketle,...
Hiç önem ve değer vermemek.
Tutarlı ve mantıklı konuşmak, sakıncalı olmayan ve birini kırmayan sözler söylemek, saygılı ve yerinde konuşmak.
"O daima lafını bilir bir insan olmuştur."
Çok önem vermek, nasıl ağırlayacağını ve memnun edip mutlu kılacağını bilememek.