Acele etmek
Çabuk davranmak, ivedilenmek, ivmek.
Bilmez görünmek, davranmak.
Çabuk davranmak, ivedilenmek, ivmek.
Deneyimsiz olmadığı halde dalgıya düşüp acemice davranmak.
Hem birinden yana hem de ona karşı olabilmek; aralarında sorun bulunan iki yanı da idare etmek; iki yanlı davranmak.
İş yaparken, bir yere giderken çok yavaş ve ağır davranmak.
Bütün önlemleri alarak davranmak.
Bir kimseyi, bir şeyi anımsamak ve anımsatmak istememek; unutmuş görünmek.
Gizli bir amaçla bir işten yavaş davranmak, işi savsaklamak, yapmaya gönülsüz davranmak, işi yapmak için isteksizce davranma ve gereken sürede bitirmemek.
Söylemesi beklenen şeyi söylemekte nazlı davranmak.
Zarar gördüğü işlerden uslanıp akıllıca davranmak.
Baygınlıktan ayılmak, kendine gelmek.
"Çabuk koşun, nihayet kendine geliyor!"
Belli değil, Cenab-ı Hak`tan başka kimse bilmez.
"Allah bilir bu sırrın iç yüzünü."
Bana öyle geliyor ki.
"Allah bilir esrar da alıyordur bu çocuk."
O an ki durumu temelli olmayan bir çözümle kurtarmak veya bir işi kesin neticeye vardırmış gibi görünmek.
"İnsanları altmış altıya bağlamakta üstüne yoktur...
Bir konu ile ilgili duygularını, düşüncelerini belli etmemek; bildiği hâlde bilmez gibi görünmek.