Adam evladı
İyi bir ailenin iyi yetiştirilmiş, görgülü, iyi eğitilmiş çocuğu.
Talihi iyi olmak işleri hep yolunda gitmek.
İyi bir ailenin iyi yetiştirilmiş, görgülü, iyi eğitilmiş çocuğu.
İyi bir rastlantıyla uzmanı olan kimseye verilmiş olmak.
Unutulmak, adı anılmaz olmak.
Artık adı hiç anılmaz olmak, unutulup gitmek.
İşleri yolunda gitmek, şansı açılmak, şansı yardım etmek.
Uydurma olmak, yalan olmak, gerçek olmamak, doğru olmamak, asılsız olmak.
İşleri iyi gitmek, zorlukları yenerek rahata kavuşmak.
"Şu borcu da ödedik mi ayağımız düze basacak inşallah."
İşleri hep ters giden, talihi kötü.
Bir kenara çekilip toplum ile ilişkisini kesmek, toplumun yaşayışına karışmaz olmak, daha çok ibadetle meşgul olmak ve dünya işleriyle ilgilenmez olmak.
"Bizim...
Çok sevinmek, işler yolunda olmak.
"Yazılı sınavı umduğundan iyi geçen Halit`in etekleri zil çalıyordu."
İş başında olmak.
Yaygın olmak.
Bir şeyin güçlü varlığı sürüp gitmek.
"Beşinci Kral beş yıl hüküm sürdü."
Yapılması gereken bir iş için zaman daralmış olmak, iş çok sıkışık zamana rastlamak.
"Sen hep işleri yumurta kapıya gelence mi yaparsın?"
Senli benli olmak ve birbirinden çekineceği kalmamak, aradaki mesafe kalkmış olmak, lâubalileşmiş olmak.
"İyice yüz göz olduk, beni artık dinlemiyorlar."