Deyimler
İletişim

"Ayağı düze basmak" deyiminin anlamı nedir?

İşleri iyi gitmek, zorlukları yenerek rahata kavuşmak.

"Şu borcu da ödedik mi ayağımız düze basacak inşallah."

Ayağı düze basmak deyimine benzer deyimler

Adam evladı

İyi bir ailenin iyi yetiştirilmiş, görgülü, iyi eğitilmiş çocuğu.

Adam evladı

Adı çıkmak dokuza, inmez sekize

Bir kimsenin adı bir kez iyi ya da bir kez kötü tanındıktan sonra, bu genel kanı kolay kolay değişmez, kişi bir konu ünlendi mi o ün sürüp gider.

Adı çıkmak dokuza, inmez sekize

Allah versin

Dilenciyi savmak için

"bekleme, sadaka vermeyeceğim" anlamında söylenir.

İyi şey elde edenlere memnunluk bildirmek için, kimi zaman da takılma ve şaka için...

Allah versin

Ben hancı, sen yolcu (oldukça)

"Özel ilişkilerimiz sürüp gittikçe senin bana işin düşer" ya da

"Nasıl olsa yine karşılaşacağız" anlamında kullanılır.

"Demek şu küçük paketi götürmüyorsun,...

Ben hancı, sen yolcu (oldukça)

Bozum olmak

Bir sözü ya da davranışı iyi karşılanmadığı için utanmak, utanacak duruma düşmek.

"Onun düşüncesinin hiç de doğru olmadığını söylediğim zaman amma da bozum...

Bozum olmak

Ele geçirmek

Sahip olmak, kaçan bir kimseyi yakalamak.

"Şu toprak parçasını da ele geçirdik mi işimiz tamam demektir."

Ele geçirmek

Hâle yola koymak

Düzenlemek, tertiplemek, iyi işler bir duruma getirmek.

"Hele şu işleri bir hâle yola koyalım, o zaman tatilini de düşünürüz."

Hâle yola koymak

İşi tıkırında olmak

İşi çok uygun ve iyi olmak.

"O konuşmayacak da ben mi konuşacağım, işi tıkırında adamın."

İşi tıkırında olmak

Su gibi akmak

Zamanın çok hızlı geçip gitmesi.

Bol bol gelmek ya da gitmek (para, yiyecek vs.).

"Para su gibi akıyor, o harcamayacak da ben mi harcayacağım?"

Su gibi akmak

Tuz biber ekmek

Bir yemeğe tuz ya da biber dökmek.

Bir üzüntünün acısını, bir kusurun ağırlığını daha da artırmak.

"İyi yaptın sanki, o günleri hatırlatarak tuz biber ektin...

Tuz biber ekmek

Üstüne (üzerine) düşmek

Bir şeyi elde etmek için çok uğraşmak.

(Çocuğu) sevme ya da korumada çok ileri gitmek.

"Şu çocuğun üstüne bu kadar düşmeyelim, şımardıkça şımarıyor, neredeyse...

Üstüne (üzerine) düşmek