Adımı güveç koy, amma ocağın üzerine koyma
Kimi zor işleri yapıyormuşum gibi göster ama o işleri bana yaptırma.
İşleri hep ters giden, talihi kötü.
Kimi zor işleri yapıyormuşum gibi göster ama o işleri bana yaptırma.
Hep kötü haberler veren.
Olumsuz, kötü şeylerden bahsedenlere karşı
"ağzını hayra aç" anlamında söylenir.
"Bugün kötü şeyler mi bekliyorsun? Ağzından yel alsın, o ne biçim beklenti?"
Bütün kötü olasılıkları sayıp dökmek.
Bütün kötü olasılıkları sayıp dökmek.
Birbirimizden ayrılmayacağız, işler iyi de gitse, kötü de gitse hep birlikte yapacağız, beraberliği bozmayacağız.
"Bu toprağı yalnız ben mi atacağım, hayır...
Talihi iyi olmak işleri hep yolunda gitmek.
Mutsuz, dertten kurtulamayan, işleri hep ters giden.
"Allahım, şu bahtı kara kuluna yardım et de düzlüğe çıksın!"
Kötü bir şey, kötü bir durum, birinin gizli düzeni ve tertibiyle meydana gelmek.
"Böyle şeyler bilirim ki senin başının altından çıkar, şimdi bana doğruyu...
Durum kötü. Düzelmez de. Bıraktım ipin ucunu.
"İşlerin kötü gittiğine, düzelmeyeceğine, bu konuda da umut kalmadığına göre artık istenildiği gibi...
En kötü sanılandan daha kötü.
Kötü karşılamak, utanç verici bulmak, ayıp saymak.
Ayıp saymak, kötü karşılamak, kendisine yedirememek.
"Senin yaptığın iş adamın çok betine gitti."
Kötü kişinin kötü çocuğu (ya da eğittiği kötü kişi).