Aslı faslı olmamak
Uydurma olmak, yalan olmak, gerçek olmamak, doğru olmamak, asılsız olmak.
Unutulmak, adı anılmaz olmak.
Artık adı hiç anılmaz olmak, unutulup gitmek.
Uydurma olmak, yalan olmak, gerçek olmamak, doğru olmamak, asılsız olmak.
Hiç hastalanmamış olmak.
Yatağa yatıp uyumamış olmak.
Sersemlemek, rahat düşünemez olmak.
Bir işin oluş biçiminden kötü bir şey sezinleyerak kuşkulanıp huzuru kaçmak.
Sersemlemek, sağlıklı düşünemez olmak.
Kötü...
Çok yaşlanmış olmak, yaşayacak çok az zamanı kalmış olmak.
"Dedemin bir ayağı çukurda, onu üzmeyin artık."
Hoş bir durum, elde ettiği güzel bir şey, sonra gelen üzüntüler üzerine kendisine zehir olmak.
"Yediğimiz yemeği burnumuzdan getirmek mi istiyorsun? Sus...
Oldukça huysuz olmak, kendisine hiç söz söyletmemek, kendisinin eleştirilmesine fırsat tanımamak, en küçük yergiye tahammül göstermemek.
"Amma da burnundan kıl...
İlgiyi kesmek, uğraşmaz olmak, söz konusu işi yapmaz olmak.
"O defteri kapadık biz, artık soru sormayın.
Bir kenara çekilip toplum ile ilişkisini kesmek, toplumun yaşayışına karışmaz olmak, daha çok ibadetle meşgul olmak ve dünya işleriyle ilgilenmez olmak.
"Bizim...
Vakti gelmek, kaçınılmaz olmak, çok yakında olmak.
"Ödeme gününün gelip çatacağını hiç düşünmedin mi?"
İş başında olmak.
Yaygın olmak.
Bir şeyin güçlü varlığı sürüp gitmek.
"Beşinci Kral beş yıl hüküm sürdü."
Yalnız adı anılır olmak veya etkisi yok olmak.
Senli benli olmak ve birbirinden çekineceği kalmamak, aradaki mesafe kalkmış olmak, lâubalileşmiş olmak.
"İyice yüz göz olduk, beni artık dinlemiyorlar."