Aç doyurmak
Yoksulları, açları beslemek, onlara yardım etmek.
İşleri yolunda gitmek, şansı açılmak, şansı yardım etmek.
Yoksulları, açları beslemek, onlara yardım etmek.
Kimi zor işleri yapıyormuşum gibi göster ama o işleri bana yaptırma.
Yapılması güç gelmek.
Ağrına gitmek.
Gücüne gitmek, onuruna dokunmak.
Toplanmasına vakit bırakmaksızın alıp gitmek, yaka paça etmek.
İltifat etmek, okşamak, övmek, birisini bu yolları kullanarak bir işe sevk etmek.
"Arkasını sıvayarak yaptırıyorum her işi bu çocuğa."
Araya girerek bir işin olmasına yardım etmek.
İşleri iyi gitmek, zorlukları yenerek rahata kavuşmak.
"Şu borcu da ödedik mi ayağımız düze basacak inşallah."
Ölmüş olan babanın ruhunu şad etmek için (bana şu iyiliği yap).
Birinden bir iyilik yapılması istenirken
"bu iyiliği, ölmüş olan babanın ruhunu hoşnut etmek...
Talihi iyi olmak işleri hep yolunda gitmek.
Mutsuz, dertten kurtulamayan, işleri hep ters giden.
"Allahım, şu bahtı kara kuluna yardım et de düzlüğe çıksın!"
Çok sıkıntılı, çaresiz bir durumda olmak; parasızlıktan dolayı güç bir durumda kalmak.
"Başı darda kalan insanlara yardım etmek insanlık borcudur."
Güvenmek, birisinin kendisine yardım edeceğine inanmak, inanıp arkasından gitmek.
"İnsanoğluna bel bağlanılmaz."