Acısı içine çökmek
Bir şey için çok derin bir üzüntü duymak, bir şeyin acısını çok içinde duyumsamak.
Yapılması gereken bir iş için zaman daralmış olmak, iş çok sıkışık zamana rastlamak.
"Sen hep işleri yumurta kapıya gelence mi yaparsın?"
Bir şey için çok derin bir üzüntü duymak, bir şeyin acısını çok içinde duyumsamak.
Yapılması zor iş, güç iş , zahmetli iş.
Bir takım oyunlara karışmış olmak, iş, dürüst bir temel üzerine kurulmuş olmamak, böyle bir işe girişmekte sakıncalar bulunduğu anlaşılmak.
Yaptığın iş, söylediğin söz çok yerinde. Ben de öyle düşünüyordum.
"Yaptığın iş, söylediğin söz çok yerinde; Allah senden razı olsun" anlamında hoşnutluk,...
Bir yığın gereksiz sözlerle bir kimseyi sıkıp yormak.
Bir iş, bir kimseyi rahatsız edip uğraştırmak.
Gereksiz sözlerle birini bunaltmak.
Bir iş için birini...
"Bir olayın şimdilik bilinmeyen bir yönünün bulunması, anlaşılamayan bir sebebin aranması" durumunu anlatmak için kullanılır.
"Polis, bunda bir iş var diyerek...
İleriyi görememek, meydana geleceği açık olanı görememek.
Çok sarhoş olmak.
Çok dikkatsiz ve dalgın olmak.
"Sen ki burnunun ucunu göremeyen bir adamsın,...
Çok açık, gizli bir tarafı yok.
"Şu zamana kadar elle tutulur gözle görülür bir iş yaptın mı sen?"
İş görecek kimsenin uysal davranacağı, aksilik çıkarmayacağı zaman.
Bir işin olumlu yola girmesi için en uygun zaman.
"İzin alabilmek için müdür beyin eşref...
İlk defa, neden sonra kendisinden beklenen bir iş yapabildi.
"Temsilcimiz, nihayet kedi olalı bir fare tuttu, yüklü bir iş yakaladı."
Uzun süre bir şey için emek vermiş olmak, ya da boşuna zaman harcamış olmak.
"Bu ev için bir ömür çürüttüm ben."
Suyun çıktığı yer, kaynak.
En çok yarar sağlanacak yer.
Bir iş için en önemli, iş en son kendisinde bitecek kişi, mevkii.
"Yorgun bedenlerini suyun başındaki...