Abayı yakmak
Çılgınca sevmek, gönül vermek, tutulmak.
Boşamak
Özgür davranmasını engelleyen ilişkilere son vermek.
Çılgınca sevmek, gönül vermek, tutulmak.
Görüşme konusu olan sorun üzerine son sözü söylemeyip biraz daha elverişli davranışta bulunmaya olanak tanımak.
İşleri kendi adına yürütmesi için birine tam yetki vermek.
Bir kimseye, değeri olmadığı halde değer vermek
Çok kızgın, öfkeli davranışlar göstermek.
Çok çalışkan, hareketli ve becerikli olmak.
Ateşli silâhlarla yapılan atışa son vermek.
"Taraflar ateş kesilmesine...
İşine son vermek, kovmak, başından defetmek.
"Hiç sebepsiz yere bohçasını koltuğuna verip fabrikadan uzaklaştırdılar onu."
Bir şeyin lâyıkıyla yapılması için ne gerekiyorsa ondan kaçınmamak.
Birinin çalışmasını gereğince değerlendirmek, hakkı olan şeyi vermek.
"Çalıştırdığın...
Biriyle ilgiyi kesmek, arkadaşlığa son vermek.
"Onunla merhabayı keseli epey zaman olmuştu."
Elindeki son imkânı kullanmak, son çareye başvurmak.
Kovmak, işten atmak, işine son vermek.
İstemediği kişilerin bir yerdeki görevlerine son vermek.
"Karşısındaki anlamasa da hoşgörü göster, özveride bulun, ılımlı davran, böylelikle soylu davranışını göstermiş olursun" anlamında bir anlaşmazlığa son vermek...