Açık kapı bırakmak
Görüşme konusu olan sorun üzerine son sözü söylemeyip biraz daha elverişli davranışta bulunmaya olanak tanımak.
Elindeki son imkânı kullanmak, son çareye başvurmak.
Görüşme konusu olan sorun üzerine son sözü söylemeyip biraz daha elverişli davranışta bulunmaya olanak tanımak.
Tükenmek, bitmek, süregelen bir şeyin son bulması.
"Kiranın da arkası kesilirse ne yaparız biz?"
Çok kızgın, öfkeli davranışlar göstermek.
Çok çalışkan, hareketli ve becerikli olmak.
Ateşli silâhlarla yapılan atışa son vermek.
"Taraflar ateş kesilmesine...
Boşamak
Özgür davranmasını engelleyen ilişkilere son vermek.
Bağda son kalan ürünün toplanması.
Bu işlerin yapıldığı mevsim (güz), gün.
"Bağbozumu besmele ile başlarsa bereketli olur."
Gereksiz görülen bir bağlılığa, bir ilişkiye son vermemek; bir istekte bulunan kişiyi yanından uzaklaştırmak.
Yapılması zor bir işi yapmaktan kendini kurtarmak...
Sonunu düşünmeyerek, hatta sonucun kötü olduğunu bildiği hâlde hesapsız, batarcasına bir yol tutmak; felâkete doğru gitmek.
"Bu baştan kara gittiğin hayata...
Yarı güvenli, yarı tehlikeli durumda.
Son günlerini yaşıyor göçmesi yakın.
İşine son vermek, kovmak, başından defetmek.
"Hiç sebepsiz yere bohçasını koltuğuna verip fabrikadan uzaklaştırdılar onu."
Sabrı kalmamak, bir sıkıntıya dayanamaz duruma gelmek.
"Canıma tak dedi artık, ya yaptıklarına son verirsin ya da burayı terkedersin!"
Gücü tükenip artık iş sürdüremez duruma düşmek.
Bir işi başarı ile son kertesine ulaştırmak.
İşine son verilerek bir yerden uzaklaştırılmak.
Ölmek ya da öldürülmek.
"Onun da defterini dürecekler yakında.