Ateş kesilmek
Çok kızgın, öfkeli davranışlar göstermek.
Çok çalışkan, hareketli ve becerikli olmak.
Ateşli silâhlarla yapılan atışa son vermek.
"Taraflar ateş kesilmesine...
Kovmak, işten atmak, işine son vermek.
Çok kızgın, öfkeli davranışlar göstermek.
Çok çalışkan, hareketli ve becerikli olmak.
Ateşli silâhlarla yapılan atışa son vermek.
"Taraflar ateş kesilmesine...
Herhangi bir işten, işin olmasını sağlayana yüzde vermek.
Boşamak
Özgür davranmasını engelleyen ilişkilere son vermek.
İşine son vermek, kovmak, başından defetmek.
"Hiç sebepsiz yere bohçasını koltuğuna verip fabrikadan uzaklaştırdılar onu."
İşine son verilerek bir yerden uzaklaştırılmak.
Ölmek ya da öldürülmek.
"Onun da defterini dürecekler yakında.
Bir şeyin lâyıkıyla yapılması için ne gerekiyorsa ondan kaçınmamak.
Birinin çalışmasını gereğince değerlendirmek, hakkı olan şeyi vermek.
"Çalıştırdığın...
Hemen her işte parmağı vardır.
Her işten anlar, her işe karışır ya da her işten anladığı izlenimi verir.
Kovmak, dışarı atmak.
"Ben de bu evin insanıyım, beni kapı dışarı edemezsiniz!"
Biriyle ilgiyi kesmek, arkadaşlığa son vermek.
"Onunla merhabayı keseli epey zaman olmuştu."
Bir ilişkiden veya önce girişip sonra pişman olduğu bir işten yakasını sıyırmak.
"Çok şükür şu belâlı işten paçayı kurtardık."
Kovmak, işten atmak.
"Patron üç işçinin pasaportunu eline verdi."
Birini işten çıkarmak, yol vermek, yanından uzaklaştırmak.
"Demek bize de sepet havası çalacakmış, görürüz bakalım!"