Aradan çıkmak
Telaşlı, sıkıntılı bir zamanda, yapılacak işe engel olan kişi, oradan uzaklaşmak.
Yapılacak başka işlerle daha iyi uğraşabilmesi için, bir iş önce bitirilmek.
Sona erdirilmek, bitirilmek.
Telaşlı, sıkıntılı bir zamanda, yapılacak işe engel olan kişi, oradan uzaklaşmak.
Yapılacak başka işlerle daha iyi uğraşabilmesi için, bir iş önce bitirilmek.
Bir kişinin (her iki anlamıyla) gittiği yoldan gitmek.
Bir işi sona erdirmek için aralıksız çalışmak.
Birini gözden ayırmayarak arkasından gitmek.
Bir işi sona erdirmek için çok sıkı çalışmak.
"Arkasına düşmezsen nasıl elde edeceksin o evi?"
Bir işi bitirmek, sona erdirmek.
Başladığı işi sürdürüp sona erdirememek, sonuçlandıramamak.
"Ne tembel adamsın, şu işin arkasını getiremedin hâlâ!"
Bir işi bitirmek, sona erdirmek, başarmak.
Bir kişiye aşırı ölçüde ilgi gösterip çok şımartmak.
"Ona biraz daha yüz verirsen başına çıkacak, söylediğini...
Bolluğun, verimliliğin kalmaması, sona ermesi.
"Yanımıza geldiği günden beri evin beti bereketi kalmadı."
Sıkıntılı bir işin veya durumun sona ermesini beklemek.
Tasavvufta bir müridin belli bir eğitim safhasından geçmesi.
"Çile çıkarmayan mürit olgunlaşamaz."
Sürmekte olan sıkıntılı durumun sona ermesini beklemek.
Hâli, gücü kalmamak.
Yaptığı işi sona ermek.
"Git de bak, babanın işi bitmiş mi?"
Aradaki anlaşmazlığı zora başvurarak, üstün olan güce dayandırarak çözümlemek, sona erdirmek.
"Onunla kozunu paylaşmaya can atıyordu."
İlişkiyi kesmek, gidip gelişi sona erdirmek.