Ara (aralarını) bozmak
İki kişi arasındaki iyi ilişkiyi, dostluğu, arkadaşlığı yıkmak.
"Kim ki ara bozar, o toplumun yüz karasıdır."
İlişkiyi kesmek, gidip gelişi sona erdirmek.
İki kişi arasındaki iyi ilişkiyi, dostluğu, arkadaşlığı yıkmak.
"Kim ki ara bozar, o toplumun yüz karasıdır."
Bir kişinin (her iki anlamıyla) gittiği yoldan gitmek.
Bir işi sona erdirmek için aralıksız çalışmak.
Gidip geleni, girip çıkanı çok olmak.
Sona erdirilmek, bitirilmek.
Birini gözden ayırmayarak arkasından gitmek.
Bir işi sona erdirmek için çok sıkı çalışmak.
"Arkasına düşmezsen nasıl elde edeceksin o evi?"
Bir işi bitirmek, sona erdirmek.
Başladığı işi sürdürüp sona erdirememek, sonuçlandıramamak.
"Ne tembel adamsın, şu işin arkasını getiremedin hâlâ!"
Gidip gelme alışkanlığı edinmek, sürekli olarak gidip gelmek.
Bir yere alışılandan daha bir kısa zaman da gidip dönen kimse.
Daha önce gittiği yere artık uğramaz olmak, ilişkiyi ve ilgiyi kesmek.
"Artık onlardan elimi ayağımı çektim."
Bir işi bitirmek, sona erdirmek, başarmak.
Bir kişiye aşırı ölçüde ilgi gösterip çok şımartmak.
"Ona biraz daha yüz verirsen başına çıkacak, söylediğini...
Aradaki anlaşmazlığı zora başvurarak, üstün olan güce dayandırarak çözümlemek, sona erdirmek.
"Onunla kozunu paylaşmaya can atıyordu."