Akıl sır ermemek.
Bir işin gizli yönlerini, niteliğini, asıl sebebini anlayamamak.
"Senin bu işi nasıl berbat ettiğine hâlâ akıl sır erdiremedim."
Başladığı işi sürdürüp sona erdirememek, sonuçlandıramamak.
"Ne tembel adamsın, şu işin arkasını getiremedin hâlâ!"
Bir işin gizli yönlerini, niteliğini, asıl sebebini anlayamamak.
"Senin bu işi nasıl berbat ettiğine hâlâ akıl sır erdiremedim."
Evde ne yemek varsa
Elimize (elinize) ne geçerse, ne kazanabilirsek.
Gereksiz görülen bir bağlılığa, bir ilişkiye son vermemek; bir istekte bulunan kişiyi yanından uzaklaştırmak.
Yapılması zor bir işi yapmaktan kendini kurtarmak...
Birini bir şey yapamaz duruma getirmek.
Bir işin en güç tarafını yapmak.
"Tarlanın ortasından şu tümseği de kaldırdık mı işin belini kırmış sayılırız, artık...
Bir işi sık sık değiştirip verilmesi gereken önemde ele almamak, küçümsenir duruma getirip değerinden düşürmek.
"Ne biçim adamlarsınız siz, bu güzel işi çocuk...
Masrafla para birbirine denk geldi.
Yapılan işin sonunda ne kâr ne de zarar edildi.
"Alışverişten el elde baş başta döndü."
Işığa engel olmak.
Bir işin yapılmasına engel olmaya çalışmak.
"Gölge etme de şu işi zamanında yapayım."
Hâli, gücü kalmamak.
Yaptığı işi sona ermek.
"Git de bak, babanın işi bitmiş mi?"
Başkalarının ne diyeceğini hesaba katmadan, bir işi sadece kendi başına tasarlayıp olmuş sayarak sevinmek.
"Kendi kendine gelin güvey olmayı bırak, bakalım kız...
Ne zararı var.
Bir sonuç vermez.
Ne fayda, ne zarar umulur.
"Biraz sert konuşmuşsam, ne çıkar bundan?"
Her ihtimale karşı, ne olacağı belli değil.
"Şemsiyeni al, ne olur ne olmaz, yağmura yakalanabilirsin."
Ne zengin ne yoksul, ne iyi ne kötü, ne çirkin ne güzel.
"Onlar orta hâlli bir ailedirler."