Deyimler
İletişim

"Ahrette on parmağı yakasında olmak" deyiminin anlamı nedir?

Ödevini yapamadığından kendisine karşı sorumlu olan kimseden öbür dünyada hesap sormak.

Haksızlığa uğrayışını bu dünyada önleyip hakkını alamayanın, öte dünyada (ahirette) kendisine sorumlu olan kimseden davacı olması.

"Hakkımı vermedin ama ahirette on parmağım yakanda olacaktır."

Ahrette on parmağı yakasında olmak deyimine benzer deyimler

Açığı çıkmak

Kendisine teslim edilmiş olan para ya da eşyanın, sayım sonunda, eksik olduğu görülmek.

Açığı çıkmak

Araya girmek

İki kişinin arasındaki bir işe karışmak.

Araları bozuk olan iki kişiyi uzlaştırmaya çalışmak.

Yapılmakta olan bir işin yapılmasını geciktirmek.

"Araya başka...

Araya girmek

Arayı yapmak

Arası bozuk olan kimse ile barışmak.

Arası açık olan iki kişiyi uzlaştırıp, barıştırmak.

"Hasan aramızı yapmasaydı biz hâlâ diken üstünde oturuyor olacaktık."

Arayı yapmak

Aş deliye kalmak

Yararlanılacak şeyde kendisine ortak ya da rakip olacak kimseler ortadan çekilmek.

Yararlanılacak şeyde kendisine ortak ya da rakip olacak kimseler ortadan...

Aş deliye kalmak

Ayağını denk almak

Birilerinin kendisine karşı yapacakları muhtemel kötülüklere karşı uyanık davranmak, tedbirli olmak.

"Eğer ayağını denk almazsan o adamlar başına bir iş...

Ayağını denk almak

Ayranım budur, yarısı sudur

Size güzel bir şey sunamıyorum; ama elimden ancak bu kadarı geliyor.

Bu işi yarım yamalak yapıyorum; ama elimden ancak bu kadarı geliyor.

Ayranım budur, yarısı sudur

Babanın canı için

Ölmüş olan babanın ruhunu şad etmek için (bana şu iyiliği yap).

Birinden bir iyilik yapılması istenirken

"bu iyiliği, ölmüş olan babanın ruhunu hoşnut etmek...

Babanın canı için

Benzetmek gibi olmasın

Benzetmek amacıyla söylemiyorum ama bu durumda olan şöyle kötü bir örnek vardı.

Benzetmek gibi olmasın

Hakkını yemek

Birinin hakkı olan şeyi vermemek, onu kendisine maletmek.

"Dürüst ol, milletin hakkını yeme, yoksa boğazında kalır."

Hakkını yemek

İmana gelmek

Hak dini olan İslâm`ı kabul etmek.

En sonunda doğruyu söylemek.

Önceden kabul etmediği şeyi sonradan kabul edip uymak.

"İmana gel, tövbe et ki öbür dünyada...

İmana gelmek

Özü sözü bir

Düşünceleri, söyledikleri ve yaptıkları bir olan, ne düşünüyorsa onu söyleyen, içi dışı bir olan kimse.

"Özü sözü bir olan insanlara rastlamak gittikçe...

Özü sözü bir