Adam etmek
Yetiştirip, eğitip topluma yararlı bir duruma getirmek.
Alt yüzünü üste çevirmek, altını üstüne getirmek.
Karmakarışık duruma getirmek.
Yetiştirip, eğitip topluma yararlı bir duruma getirmek.
Çok şaşırtmak, düşünemeyecek duruma getirmek.
"Gördüğü ev aklını başından aldı."
Kurulu düzeni bozmak, karmakarışık bir duruma getirmek.
"Çocuklar evi allak bullak edip gitmişler."
Bir şeyi bulmak için aramadık yer bırakmamak.
"Evin altını üstüne getirdik ama tabancayı bulamadık."
Söz ve davranışlarıyla çevreyi birbirine düşürmek,...
Güçlükleri yenip işini kolay yürür duruma getirmek.
Birini her dediğini yapar duruma getirmek, baskı ve etkisi altına almak.
Bir yere gitmez, uğramaz olmak.
Birini bir yere artık uğramaz duruma getirmek.
"Öyle korkutun ki o adamın ayağı kesilsin bu meyhaneden?"
Hasta, ya da ne yaptığını bilmez duruma getirmek.
Birini kımıldanamaz, canlanamaz ve kötülük yapamaz duruma getirmek.
Kişiyi kendi görüş ve düşüncelerinden ayırıp başka bir görüş ve düşünceyi benimser duruma getirmek.
Bir insanı, kendine özgü düşünce ve dünya görüşüne...
Kendisine karşı geleni alt ederek buyruğunu dinler duruma getirmek, boyun eğdirmek.
"İki saatte düşmanı dize getirebiliriz."
İçini dışına, altını üstüne getirmek ya da çevirmek.
"Gömleğin yakasını ters yüzü edip diktim."