Deyimler
İletişim

"Başını ezmek" deyiminin anlamı nedir?

Birini kımıldanamaz, canlanamaz ve kötülük yapamaz duruma getirmek.

Başını ezmek deyimine benzer deyimler

Ahret kardeşi

İnanç ve ibadette birbirlerinden ayrılmayan ve bu kardeşliği ahirette de sürdüreceklerini düşünen kadınlar.

Dünya ve ahiret işlerinde birbirlerinden ayrılmayan...

Ahret kardeşi

Altüst etmek (olmak)

Alt yüzünü üste çevirmek, altını üstüne getirmek.

Karmakarışık duruma getirmek.

Altüst etmek (olmak)

Avucunun içine almak

Birini her dediğini yapar duruma getirmek, baskı ve etkisi altına almak.

Avucunun içine almak

Ayağını kesmek (Bir yerden)

Bir yere gitmez, uğramaz olmak.

Birini bir yere artık uğramaz duruma getirmek.

"Öyle korkutun ki o adamın ayağı kesilsin bu meyhaneden?"

Ayağını kesmek (Bir yerden)

Bağrına basmak

Kucaklamak, kolları ile sararak göğsüne yaslamak.

Birini gözetip kayırmak, koruyup yetiştirmek.

"Amcası, yeğenini bağrına basmakta geçikmedi.

Göğsü üzerine...

Bağrına basmak

Beli bükülmek

Yaşlılık yüzünden güçsüz kalmak, bir iş yapamaz duruma gelmek.

Üzüntü ve kederden ruhsal bir çöküntüye düşmek.

"İflas eden şu genç adamın bir yılda beli...

Beli bükülmek

Belini bükmek

Büyük üzüntü içinde bırakmak ve bir şey yapamaz duruma getirmek.

Belini bükmek

Belini kırmak

Birini bir şey yapamaz duruma getirmek.

Bir işin en güç tarafını yapmak.

"Tarlanın ortasından şu tümseği de kaldırdık mı işin belini kırmış sayılırız, artık...

Belini kırmak

Beyin yıkamak

Kişiyi kendi görüş ve düşüncelerinden ayırıp başka bir görüş ve düşünceyi benimser duruma getirmek.

Bir insanı, kendine özgü düşünce ve dünya görüşüne...

Beyin yıkamak

Canlı yayın

Kişilerin ses ve davranışlarını o anda ve doğrudan doğruya veren radyo ve televizyon yayını.

"Parti temsilcileri bu akşam televizyonda canlı yayında...

Canlı yayın

Eyüp sabrı

Peygamberlerden Hz. Eyyub` un başına gelen hastalığa sabredip, bundan dolayı şikâyet etmemesi; güçlük ve üzüntülere, hastalığa karşı sabretmesinden hareketle,...

Eyüp sabrı

Lafını (sözünü) bilmek

Tutarlı ve mantıklı konuşmak, sakıncalı olmayan ve birini kırmayan sözler söylemek, saygılı ve yerinde konuşmak.

"O daima lafını bilir bir insan olmuştur."

Lafını (sözünü) bilmek