Adımını denk atmak
Bütün önlemleri alarak davranmak.
Prangaya vurmak (mahkûmu).
"Bütün esirleri zincire vurup zindana atmışlardı."
Bütün önlemleri alarak davranmak.
Sözle oyalamaya avutmaya çalışmak.
Soğuktam çenesi titreyerek dişlerini birbirine vurmak.
Öfke ile ağzına gelen bütün ağır sözleri söylemek.
Kızgınlık ile sonunu düşünmeden ağzına gelen kötü sözleri söylemek, karşısındakine hakaret etmek.
"Eve geç...
Ekmeği bütün.
Bütün düşündüğü.
Kazandığını günü gününe harcayan, har vurup harman savuran, savruk kimselerin durumunu anlatmak için kullanılır.
Alırken bütün gücünü kullanan ve kolaylık gösteren, kimsede parasını bırakmayan; verirken ise bin bir güçlük çıkaran, vereceğini geciktirmek için elinden...
Bütün kötü olasılıkları sayıp dökmek.
Bütün kötü olasılıkları sayıp dökmek.
Hile, kötü bilmeyen; hak yol üzerinde olan, Allah`a ibadette kus dini bütün kimse.
"Allah adamı olmalısın dünya da, hem de ahrette iyilik görebilesin."
Hızla vurmak.
Zincire vurmak, ayağına pranga bağlamak.
"Prangaya vurulu olarak yıllarca kaldı o hapishanede."
Bütün devletler, herkes, bütün dünya.
"İstiklâl Savaşı`nı yedi düvele karşı verdik biz."