Adımını denk atmak
Bütün önlemleri alarak davranmak.
Ekmeği bütün.
Bütün önlemleri alarak davranmak.
Öfke ile ağzına gelen bütün ağır sözleri söylemek.
Kızgınlık ile sonunu düşünmeden ağzına gelen kötü sözleri söylemek, karşısındakine hakaret etmek.
"Eve geç...
Bütün düşündüğü.
Alırken bütün gücünü kullanan ve kolaylık gösteren, kimsede parasını bırakmayan; verirken ise bin bir güçlük çıkaran, vereceğini geciktirmek için elinden...
Bütün kötü olasılıkları sayıp dökmek.
Bütün kötü olasılıkları sayıp dökmek.
Hile, kötü bilmeyen; hak yol üzerinde olan, Allah`a ibadette kus dini bütün kimse.
"Allah adamı olmalısın dünya da, hem de ahrette iyilik görebilesin."
Ondan korkacak ne var? Bütün gücüyle saldırsa ne kadar kötülük yapabilir? Bunu çoktan göze aldık.
Acımasızca, tekmelerle kıyasıya dövmek.
Bir şeyi küçük görerek ondan faydalanma yoluna gitmemek, o şeyi tepmek.
"Önüne serilen bütün nimetleri ayağının altına...
Bütün borçlarını ödemiş olup hiçbir borcu kalmamak.
Yaşamak için, geçinebilmek için yapılan didinme, uğraş.
"Hemen bütün insanlar boğaz kavgasının içinde kaybolmuş durumdalar."
Geçim içim uğraşıp didinme.
Umulan gerçekleşmemek, sonuç vermemek, elde edilememek.
"Bütün emeklerimiz boşa çıktı desenize."
Bütün devletler, herkes, bütün dünya.
"İstiklâl Savaşı`nı yedi düvele karşı verdik biz."