Aklı sonradan gelmek
Verdiği kararın yanlış olduğunu anlayıp, geri dönmek.
Güveyin gelinin duvağını açarken verdiği armağan.
Verdiği kararın yanlış olduğunu anlayıp, geri dönmek.
Verdiği sözü çok geçmeden yadsıyan, yerine getirmeyen kişinin durumu.
Bir şeyi karşılıksız bırakmamak.
"Onun bana yaptığı iyiliğin altında kalır mıyım?"
Bir şeyin üstesinden gelmek.
"Bana verdiği işin altında kalmayacağım."
İşe yaramadığı, sıkıntı verdiği hâlde vazgeçilemeyen şeyler ve kimseler için kullanılır.
"Ne yapayım, kardeş işte! Atsan atılmaz, satsan satılmaz!"
Önem verilecek şeyleri hiçe saymak, çiğnemek.
Önem verilmesi gereken şeyleri hiçe saymak, çiğnemek.
"Babasının onun için verdiği emekleri ayaklar altına alarak...
Verilen şey, armağan az ya da küçük de olsa, çokmuş, büyükmüş, değerliymiş gibi kabul etmek.
Önem ve değer verdiği, beğendiği bir şeye zarar gelecek diye çok korkmak, kaygılanmak.
"Araba çizilecek diye canı gidiyor."
Hesap tutmak amacı ile bir yere çizgiler çekmek.
"Ahmet amca, veresiye verdiği mallar için çetele tutmaktan usanmıştı."
Çok fazla duyma sorunu var.
Uykusu çok ağır.
Kendini verdiği işin dışındaki hiçbir şeyle ilgilenmez.
Eskiden sarayda ya da konaklarda zenginlerin iftara çağırdıkları yoksullara verdikleri armağan veya para.
Harcadığı emek dışında bir kimsenin fazladan...
Bir işten sonuç almaksızın dönmek, gelirken hiçbir armağan getirmemek.
Verdiği sözü yerine getirmek.
Birinin verdiği öğüde uymak.
"Babanın sözünü tut, zararlı çıkmazsın."