Ağzının içine bakmak
Birinin söylediklerini zevkle ve dikkatle dinlemek, bu sözlere uymak.
Konuşan bir kimseyi seve seve ve dikkatlice dinlemek.
"Konuşması onları öyle sarmıştı ki...
Verdiği sözü yerine getirmek.
Birinin verdiği öğüde uymak.
"Babanın sözünü tut, zararlı çıkmazsın."
Birinin söylediklerini zevkle ve dikkatle dinlemek, bu sözlere uymak.
Konuşan bir kimseyi seve seve ve dikkatlice dinlemek.
"Konuşması onları öyle sarmıştı ki...
Verdiği kararın yanlış olduğunu anlayıp, geri dönmek.
Verdiği sözü çok geçmeden yadsıyan, yerine getirmeyen kişinin durumu.
Bir şeyi karşılıksız bırakmamak.
"Onun bana yaptığı iyiliğin altında kalır mıyım?"
Bir şeyin üstesinden gelmek.
"Bana verdiği işin altında kalmayacağım."
Alt yüzünü üste çevirmek, altını üstüne getirmek.
Karmakarışık duruma getirmek.
İşe yaramadığı, sıkıntı verdiği hâlde vazgeçilemeyen şeyler ve kimseler için kullanılır.
"Ne yapayım, kardeş işte! Atsan atılmaz, satsan satılmaz!"
Ayrılan değerli bir kişinin yerine değersiz birini getirmek.
Birinin her istediğini, yinelemesine gerek olmadan yapmak; her dediğini hemen yerine getirmek.
Birinin her istediğini hemen yerine getirmek.
"Ah benim tatlı çocuğum, bir sözümü iki etmez, hemen yapıverir."
Verdiği sözün gereğini yerine getirmek.
"Demek sözünde duracaksın, iyi."
Verdiği sözü ne pahasına olursa olsun yerine getiren bir kişi olmak.
"Ona güvenin, o sözünün eri olan birisidir."
Görevden ayrılan birinin yerine geçmek.
Bulunmayan bir nesnenin yerine kullanılabilmek.
"Emekli olan müdürün yerine geçmek için iki müdür yardımcısı yarışa...