Allah versin
Dilenciyi savmak için
"bekleme, sadaka vermeyeceğim" anlamında söylenir.
İyi şey elde edenlere memnunluk bildirmek için, kimi zaman da takılma ve şaka için...
Önem verilecek şeyleri hiçe saymak, çiğnemek.
Önem verilmesi gereken şeyleri hiçe saymak, çiğnemek.
"Babasının onun için verdiği emekleri ayaklar altına alarak o serseriliği seçti."
Dilenciyi savmak için
"bekleme, sadaka vermeyeceğim" anlamında söylenir.
İyi şey elde edenlere memnunluk bildirmek için, kimi zaman da takılma ve şaka için...
Gebe kadın, kimi yemeklerden tiksinmek, kimi şeyleri yemek için aşırı istek duymak.
Sabrı tükenip o zamana kadar sakladığı şeyleri söylemek.
"Yeter artık, çıkar ağzından şu baklayı!"
Gerçekleşmesi mümkün olmayacak işleri anlatmak için kullanılır.
"O kız, o çocukla ancak balık kavağa çıkınca evlenir."
Yağlı güreşte başpehlivanlık için güreşmek.
En üstün sonucu almak için mücadele etmek, yarışmada birinciliği almak için uğraşmak.
"Takımımız öteden beri başa...
Kötü karşılamak, utanç verici bulmak, ayıp saymak.
Ayıp saymak, kötü karşılamak, kendisine yedirememek.
"Senin yaptığın iş adamın çok betine gitti."
Birini kandırmak için dil dökmek, birçok sebep ileri sürmek, aldatıcı sözler sarf etmek.
"O evi almamam için bin dereden su getirdiler."
Kimi şeyleri görmemiş, kimi şeyleri duymamış gibi davranmak.
Başkasının egemenliği altına girmek, tutsak olmak, emir ve baskı altında yaşamak.
"Türk milleti için boyunduruk altına girmek, ölüm demektir."
Önem ve değer verdiği, beğendiği bir şeye zarar gelecek diye çok korkmak, kaygılanmak.
"Araba çizilecek diye canı gidiyor."
Önem verilecek değerde olmayan, kolay iş.
"Dereyi geçmek mi? Çocuk oyuncağı benim için."
Önem vermemek, değersiz saymak, adam yerine koymamak, küçümsemek.
"Beni, yoksul diye hep hor gördüler."