Açık kart vermek
İşleri kendi adına yürütmesi için birine tam yetki vermek.
Hangi yoldan gideceğini bilememek, şaşırmak.
"Çocuklar yollarını kaybetmişler, tam aksi yönde ilerliyorlardı."
İşleri kendi adına yürütmesi için birine tam yetki vermek.
Dinlenirken konuşana doğru oldukça fazla yaklaşmak.
"Çocuklar, masal anlatan dedenin, neredeyse ağzına gireceklerdi."
Susmak.
Çıkarının elden gideceğini düşünerek birinin konuşmasını önlemek.
"Ağzını kapatamazsak konuşup bizi elâleme rezil edecek."
Bayılmak.
Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.
Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.
Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...
Şaşırmak, düşünemez bir hâle gelmek.
"Resmi öyle güzel yapmış ki görsen aklın durur."
Ne yapacağını bilememek, bocalamak, şaşırmak.
"Dur hele, bir düşüneyim, söylediklerin aklımı karıştırdı."
"Ha öyle ha böyle, ikisi de bir; hangi yolu seçersek seçelim aynı sonuca varır" anlamında kullanılır.
Hangi yol yeğlenirse yeğlensin, aynı sonuca varıyor. Ha...
Takip edilen yoldan ayrılmak.
Tutumunu, tavrını değiştirmek, izlediği yoldan kopmak.
"Hava muhalefeti sebebiyle uçak rota değiştirmek zorunda kaldı."
Haddinden fazla sinirlenmek; ne yapacağını şaşırmak, bilememek.
Üst üste taş atmak, sürekli taşlamak.
"Çocuklar aşağı yoldan geçen karşı köylüleri taşa tuttular."
Bir taşıt bir sebeple yolundan ayrılmak, gitmez olmak.
Kötü yola sapmak, doğru yoldan ayrılmak, azgınlığa düşmek.
"Komşunun çocuğu iyice yoldan çıkmış, ne...
Bir yoldan kimseyi geçirmeyecek biçimde düzen kurmak.
"Askerler tam teçhizatlı yolu tutmuşlar, bekliyorlardı."