Aceleye gelmek
Çabuk yapıldığı için gereken özen gösterilmemiş olmak.
Kanunî olmayan yollardan kazanç sağlamak.
Çözüme ulaşmak, gereken çareyi bulmak.
"Onu razı etmenin yolunu buldum, çabuk benimle gel."
Çabuk yapıldığı için gereken özen gösterilmemiş olmak.
Çeşitli yollara başvurarak birini bir şeye razı etmek; veya kandırmak.
"Ağzından girip burnundan çıktı ve ondan para koparmayı başardı."
Ne yapıp yaparak bir...
Kararından, niyetinden vazgeçirip başka bir yola sokmak.
Baştan çıkarmak, ayartmak.
"Aklını çelip onu evlenmeye razı et."
Sert konuşan birine karşı yumuşak, olumlu, onu haklı görüyormuş gibi tavır almak.
"Amacına ulaşmak istiyorsan onunla konuşurken alttan al, pes perdeden konuş."
Yürümekte olan birinin ayakları arasına ayak uzatarak düşmesini sağlamak, onu düşürmek.
"Az bulmak."
Umduğu denli olmadığını düşünmek, beklediğinden eksik bulmak, azımsamak.
İlgililerin ne diyeceklerini anlamak veya insanların telâşlanmalarını sağlamak amacıyla aslı olmayan bir haber yaymak.
"Askerliğin kısalmasıyla ilgili bir...
Şuradan buradan bulmak, ne yapıp yapıp bulmak.
Ölmek.
Çok yorulmak.
Çok yıpranmak.
"Onu razı edinceye kadar canım çıktı."
Eline ne geçerse (az ve çok) çalmak, bu yolla kazanç sağlamak.
"Yoksul kalınca çalıp çırpmaya başladı."
Çabuk iş yapamamak.
"Bırakın onu, elinden iş çıkmaz birine ihtiyacımız yok."
Kanunî olmayan bir işi kimi boşluklardan yararlanarak kanunî imiş gibi göstermek.
"İşi kitabına uydurmuşlar, çok zengin olmuşlardı."