Ağzına bir parmak bal çalmak
Amacına ulaşmak için birini tatlı sözlerle bir süre oyalamak, kandırmak; umut verip ikna ederek işini yaptırmak.
"Öyle bir insan ki ağzına bir parmak bal çal,...
Sert konuşan birine karşı yumuşak, olumlu, onu haklı görüyormuş gibi tavır almak.
"Amacına ulaşmak istiyorsan onunla konuşurken alttan al, pes perdeden konuş."
Amacına ulaşmak için birini tatlı sözlerle bir süre oyalamak, kandırmak; umut verip ikna ederek işini yaptırmak.
"Öyle bir insan ki ağzına bir parmak bal çal,...
Çok tatlı, hoşa gider biçimde konuşmak.
"Konuş, konuş hele; ağzından bal akıyor."
Bir şeyi devamlı olarak düşünmek, bir fikre sürekli olarak zihninde yer vermek ve zihni onunla meşgul etmek.
"Onu niçin kırdım, aklıma takıldı düşünüp...
Birine eskiden duyduğu ilgiyi göstermemek, yabancı gibi davranmak.
"İşlerim bozulunca bana sırt çevirdi."
Yüksekten atan, yapamayacağı şeyleri yapar gibi konuşan, çalım satan kimselere karşı söylenen küçümseme ünlemi.
Düşman olmak, düşman gibi görünüp tavır almak.
"Yalnız benim değil, bütün ailenin düşmanı kesilmişti."
Birine her istediğini yaptırmak, onu kukla gibi kullanmak.
"Beni parmağında oynatamayacaksın alçak herif."
Konuşmaya başlamak için toplantı başkanından izin almak, öyle konuşmaya başlamak.
Birinin bir iş yapacağını kesin olarak bildirmesini sağlamak.
Erkek tarafı,...
Belli bir durum ve davranış almak.
"Ağabeyim bana niçin karşı tavır aldı bilmiyorum"
Yıpranacağını, eskiyeceğini düşünmeden, sakınmadan istediği gibi kullanmak.
"Bu kadar istiyorsan al senin olsun, tepe tepe kullan!"
Yüksek sesle konuşmak.
Meydan okurcasına sert konuşmak.
Yapılması güç şeyleri yapacakmış gibi abartılı konuşmak.
"Bu adam yüksek perdeden konuşmaya bayılıyor."
Birine karşı ya da birinin kendine karşı yaptığı bir davranış sonradan kendisi için acı, üzüntü kaynağı olmak.
"Ona yemek vermedim ama yüreğime dert oldu."