Acısı içine çökmek
Bir şey için çok derin bir üzüntü duymak, bir şeyin acısını çok içinde duyumsamak.
Kanunî olmayan bir işi kimi boşluklardan yararlanarak kanunî imiş gibi göstermek.
"İşi kitabına uydurmuşlar, çok zengin olmuşlardı."
Bir şey için çok derin bir üzüntü duymak, bir şeyin acısını çok içinde duyumsamak.
Gizli bir amaçla bir işten yavaş davranmak, işi savsaklamak, yapmaya gönülsüz davranmak, işi yapmak için isteksizce davranma ve gereken sürede bitirmemek.
Bir işi başarmak uğrunda çok yorulmak, sonuca kadar çok zahmet çekmek.
"Seni buluncaya kadar akla karayı seçtim."
Bayılmak.
Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.
Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.
Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...
O an ki durumu temelli olmayan bir çözümle kurtarmak veya bir işi kesin neticeye vardırmış gibi görünmek.
"İnsanları altmış altıya bağlamakta üstüne yoktur...
Öteki işler arasında bir işi de yapıvermek.
Yapılmakta olan işler arasından işi de yapıvermek.
Bir işi bitirmek, sona erdirmek, başarmak.
Bir kişiye aşırı ölçüde ilgi gösterip çok şımartmak.
"Ona biraz daha yüz verirsen başına çıkacak, söylediğini...
İçinden çıkılması zor bir işi birine musallat etmek.
"Bu işi benim başıma dolayanlar, dilerim hiçbir zaman onmazlar!"
Gereksiz görülen bir bağlılığa, bir ilişkiye son vermemek; bir istekte bulunan kişiyi yanından uzaklaştırmak.
Yapılması zor bir işi yapmaktan kendini kurtarmak...
Bir yığın gereksiz sözlerle bir kimseyi sıkıp yormak.
Bir iş, bir kimseyi rahatsız edip uğraştırmak.
Gereksiz sözlerle birini bunaltmak.
Bir iş için birini...
Bir işi yapmamak için bahaneler ileri sürmeye çalışmak, bir soruyu cevaplandırırken net şeyler söylememek.
"Hık mık edip durma, bu işi eninde sonunda...
Bir işi yapmak için çok zahmet, zorluk çekmek.
Çok terlemek.
"Bu işi başarmak için az ter dökmedi."