Açlıktan ölmeyecek kadar
Pek az bir şey, gereğinden az.
"Az bulmak."
Umduğu denli olmadığını düşünmek, beklediğinden eksik bulmak, azımsamak.
Pek az bir şey, gereğinden az.
İşin uzmanını, ustasını bulmak.
Pek önemsiz olan varlığını, uğraşı alanını, ne denli önemli gösteriyor, ne denli güç başarılır bir iş sayıyorsun.
Bir şeyi bulmak için aramadık yer bırakmamak.
"Evin altını üstüne getirdik ama tabancayı bulamadık."
Söz ve davranışlarıyla çevreyi birbirine düşürmek,...
Azımsamak, az saymak, umduğu kadar olmadığını düşünmek.
Umduğu kadar olmadığını bildirmek, az saymak, azımsamak.
Şuradan buradan bulmak, ne yapıp yapıp bulmak.
Etkisi az sürecek, köksüz, geçici bir çözüm yolu bulmak.
Çok para kazanmak.
Bol para harcamak.
Elde olan parayı az bulmak.
Düşünmediği, beklemediği bir anda biriyle karşılaşmak.
Düşünmediği veya düşünülmediği hâlde payına düşmek.
"Desenli parça bana rast geldi..
Hedefi...
Az bir farkla, az fazla ya da az eksik olmak üzere, yaklaşık olarak.
"Üç aşağı beş yukarı anlaşırız, merak etme."
Aradığı bir yeri bulmak.
Yerine gelmek.
Kendine uygun durumu, mevkiyi bulmak.
"Yerini bulursam kızımı vermekte gecikmeyeceğim."