Ağır iş
Yapılması zor iş, güç iş , zahmetli iş.
Çabuk iş yapamamak.
"Bırakın onu, elinden iş çıkmaz birine ihtiyacımız yok."
Yapılması zor iş, güç iş , zahmetli iş.
Akıllı, dengeli ve ölçülü bir kişinin yapacağı iş olmamak.
"Akıl kârımı şimdi senin yaptığın bu iş?"
Olmayacak, gerçekleşmeyecek bir iş uğrunda boşuna çaba sarf etmek.
"Desene boşuna kürek çekmişiz, olmayacak bu iş."
İş yapmakta olan bir kimsenin çok yakınında, ayakları arasında gezerek onun iş yapmasını güçleştirmek.
Yaptığın iş, söylediğin söz çok yerinde. Ben de öyle düşünüyordum.
"Yaptığın iş, söylediğin söz çok yerinde; Allah senden razı olsun" anlamında hoşnutluk,...
Bir yığın gereksiz sözlerle bir kimseyi sıkıp yormak.
Bir iş, bir kimseyi rahatsız edip uğraştırmak.
Gereksiz sözlerle birini bunaltmak.
Bir iş için birini...
Sık sık düşünce, iş ya da tutum değiştirmek.
"Bir dalda dursaydı başına bu iş gelmeyecekti."
Gösteriş olsun; amaç iş yapıyor görünmek, iş yapmak değil.
"Güya çalışıyor, dostlar alışverişte görsün!"
Süratli iş gören.
"Eli çabuk adamlara ihtiyacımız var."
İncelemeden, özenmeden, gerekli olan bilgiyi almadan, gelişi güzel iş yapmak.
"Ben sana ezbere iş görme demedim mi?"
O şeyde yarar yok, faydası olmaz.
"O arabada hiç iş yok, almaya değmez."
Satış yapamamak, iş ve müşteri olmadığından boş oturmak, iş yapamaz olmak.
"Sabahtan beri sinek avlayıp duruyoruz."